23 Ocak 2018 Salı

Şubat Tatili Gelmiş miydi?

Başladı ama Metehan dersaneye Bilgehan da arkadaşlarıyla yaptığı kutu oyununu bitirmek için okula gidip durduğundan henüz tatilmiş gibi hissedememekteyim, sonuçta yine erken kalkıyorum yine erken kalkıyorum :D

Dün nihayet ütülerimi yaptım, bugün de evimi süpürebilirsem gelsin tembellik :)


Dün akşamın mönüsü buydu. Bizimkiler bayıldılar tabi. Evdekini dışarıdan bile çok seviyorlar zira içine istedikleri şeyi dolduruyorlar :)

Hâlâ tatil programı yapmadık. Bıraksam bütün programları bilgisayar başında oturmak olacak. Aklımda konser, opera, japon lokantası, da vinci sergisi gibi fikirler var. Dur bakalım :)

Bugün şöyle güzel bir kar yağsa.


22 Ocak 2018 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

İstanbul'da hâlâ kar yokken bir Kanada kaçamağı yapalım diyerek iki sene öncesine gidelim bugünkü nostaljimizde.

Karda Kaymadan Olmaz ki :)


Nerde kalmıştık :)

Biz akçaağaç şurubu yapılan kulübenin içindekilere bakarken Ahna dışarıda Steve The Snowman 2 'yi yapmış :)


Onu da alıp hemen kapının yanındaki kayma yerine geçtik. Bu sene hasta olduğumdan kayakla da kayamamıştım ya, eksikliğimi giderdim biraz :)


Videoya çekildiğinin haberi olmayan Handan da şurada :)




Metehan da peşimden :)




Biz kenardaki ip düzeneğini tutarak yukarı yürüdük ama sonra Colin aslında nasıl kullanıldığını gösterdi. Kenardaki karlar erimiş olduğundan yapılması biraz zordu ama yürümekten eğlenceli olduğu kesin.



Hulk kadar güçlü Metehan ve Ahna Colin'i çekiyorlar :)



Hayatta bu kadar basit mutluluklardan daha değerli ne var. Büyük ve çok önemli (!) işlerimiz arasında bu küçük ayrıntıları gözden kaçırmamamız gerekiyor, çocuklar kadar şen olabilmemiz için..

Hepinize günaydın :)

İçinizdeki çocuğu mutlu ettiğiniz bir güne açılsın sabahınız :)

21 Ocak 2018 Pazar

Tatil Fotoğrafları


Cumartesi gecesi Ankara'da Can'ın ağabeyinde kaldık. Kuzeni de gelince böyle kalabalık bir gece geçirmiş olduk.


Ertesi sabah erkenden yola koyulup Erciyes'e vardık. Kayakları askeri tesisten kiralayacağımızdan ona yakın bir otelde yer ayırtmıştık ama hiç de yakın değilmiş. Daha doğrusu yakın ama o karda kışta yürünecek kadar yakın değil. Üzerine bir de abuk subuk konuşup bir türlü odalarımızı bize verememeleri üzerine orada sadece bir gece kaldık. Sonrasında göçebe hayatımız başladı.




Ertesi gün Can'ın devre arkadaşı küçük kızıyla geldi. Teleferikte (gondol diyorlardı ismine ne hikmetse) böyleydik :) Can'ın yeğeni Selçuk da bizimleydi. Henüz kayaklarla imtihanı başlamamış, pek umutlu :)


İlk gün neşeyle başladı,


Bilgiç'in karlı bir yerde evlere şenlik uçuşuyla kanlı bitti. Neyse ki dudağını ısırmış. Etraftaki kan miktarıyla eyvah moduna girmiştim. Zaten benim herhalde en çok dua ettiğim zaman dilimi kayarken. Her sene ödüm kopuyor birisine bir şey olacak diye.


Neyse ertesi sabah bir önceki güne göre çok güzel bir hava vardı. Bizim kazazede de bir gün öncenin korkusunu yenmek üzere pistte yerini almıştı.


Bu da ağabey oğluşun fiyakalı pozu :)



Bir hafta boyunca çektiğim tüm fotoğraflar bunlar. Ben de ne kadar az çektğime inanamadım.




Beni de çek beni de çek şımarık pozuyla Handan'ı da koyalım şuraya.


Tatilin kahramanı Can. Her gün  üşenmeden benim kayak ayakkabılarımı giydirmesiyle bu ünvana hak kazandı. Niye uğraşıp duruyorsa :) O uğraşmasa kaymayacaktım bu kadar ben.


Son gün dışarıda gözgözü görmüyordu. Çaresiz içeride bekledik.


Eh beklerken eğlenmeyecek değildik herhalde. Pis yedili oynayan pis yedili olarak keyfimiz yerindeydi :)


Napolyon falı bakan Metehan, poz ver dediğimde yere çökerek Napolyon 'un boyuna inmese ona benim oğlum demezdik zaten. Fotoğrafları kesip biçmeye üşendim öndeki kartı görmezden geliniz anacım. Aslında ünlü "Para para para" sözüne  bi gönderme var orada :P


O akşam Kayseri' ye iniş yaptık. Zaten her gece iniş yapıyorduk da çocuklar ve Sabriler de geldiler. Bu arada şunu da belirteyim, Kayseri'de kalıp günü birlik yukarı çıkıp inmesi çok kolay. Arabayla yirmi dakika kadar sürüyor. Yol dört şeritli ve her an temizleniyor.


Kayseri 'de o akşam kar başladı. Kocaman pamuklar şeklinde yağıyordu.



Bu ikilinin seneler önce başlarında karla sütüdyoya girip çektirdikleri bir fotoğrafları vardı. Aynısından çektik :)


Net çıkmasa da en sevdiğim fotoğraflarımdan oldu bu. Belki de net çıkmadığı için güzel gelmiştir :D



Ertesi sabah karlar altında bir şehre uyanıp, kahvaltı sonrası hemen yola çıktık.



Yol dediğin dans ederek daha keyifli olur :)

Şu an evde iki hastamız var. Hapşu hupşu ve öhöler arasındayım ama olsun. Tatilimizi yapabildik en azından.

Şimdi artık pazara gitmeliyim. Bunca hastaya bir çorbası tasta yapmak lâzım. Görüşürüz :)