28 Nisan 2017 Cuma

Tarihi Yafa

Daha internetten bakarken seveceğimi biliyordum, bir gün için oralara gitme sebebim işte burası. Biraz Mesta havası olan (Merak edenler şuraya) daracık sokakları, sanat galeri ve tarihi evleriyle Yafa gerçekten çok güzeldi.

Bundan sonra ben konuşmayayım, sadece sokaklarda kaybolalım.

Dur dur, önce şu şarkıyı çalmaya başla :)



Başladın mı?  Haydi gezelim.



























27 Nisan 2017 Perşembe

Bu Fotoğraflar Neden Tersten Sıralandı Bilmiyorum, Düzeltmek İçin de Uğraşamayacağım

Üç yazıda bitiririm diye düşünmüştüm ama sanırım bir üç yazı daha olacak, bir sürü fotoğraf çekmişim yine.

Aslında en alttaki saat kulesinin olduğu yerden girip bu havuz başına gelecektik fotoğraflar tersten yüklenmiş,  siz aşağıdan yukarı bakın anacım :) Evet evet,  in en aşağı ben şimdi oradan yazmaya başlıyorum :)


Burçlarla havuzda da karşılaşıyoruz ki daha sonra sokaklarda da göreceğiz :)

Tersten yazdığım yazımın sonu burası, düzgün okumayı başaranlara kocaman tebrikler :)

Gelecek yazımda daracık sokaklarda dolaşacağız efendim. Hadi çüüüz.


İçerdeki manzara daha da sefimliydi :) Burada birşeyler içtik. Fonda bizim müziğimiz çalıyordu. Meğer Türk turistler varmış, onlar gidince müzik değişti :)


Dolaşmaktan yorulmuşken bu sevimli kafeyi gördük.




Dileklerimi diledim. Umarım gerçekleşir.


Bu köprünün girişinde dilek köprüsü, elinizi burcunuzun simgesine koyup denize bakarak dilek tutun diyordu. Ne burcu ne simgesi derken meğer korkuluklarda varmış simgeler :)


Bu da eski olmayan Tel Aviv'e bakış, ıyk.



Turisler bizi bir seyir tepesine götürdü.



Kuleyi geçtikten sonra ara sokaklara girdik. Bir turist kafilesinin peşine takıldık :)





Yafa eski limana girerken ilk olarak karşımıza bu saat kulesi çıkıyor. 2. Abdülhamit'in hükimdarlığının 25. yılı nedeniyle yapılan bir kule.



26 Nisan 2017 Çarşamba

Versem Kendimi Bütün Bütün, Bir Yelkenli Olup Engine, Kansam Bir An Güzelliğine, Kuşlar Gibi Serseri Ömrün *

Altı yedi kilometrelik uzun bir kumsalı var Tel Aviv'in, çoğu halka açık plajlar. Kum incecik sapsarı.


Cankurtaranlarla anlaşma yapılamadığı için denize girmek yasakmış ama bunu dinlemeyen sörfçüler bol.


Hava bana göre oldukça serin,  şiddetli rüzgâr var ama sahil güneşlenenlerle dolu.


Turistlerin çok tercih ettiği bir şehirmiş burası, hem sahili hem havası hem de gece hayatı ile popülermiş. Hiç bilmiyordum doğrusu :)







Yorgun argın ilerleyip sahili izlerken ayaklarımızı suya sokmadan gitmeyelim bari dedim. Aslında çantama mayo bile atmıştım ama üzerimden ceketimi bile çıkartamadığımdan o kısım hayal oldu :)


Tuzlu serin su çok iyi geldi :) İyi ki üşenmeyip girmişiz :)



Ah deniz, güzel deniz :)


Yola çıktıktan yaklaşık altı saat sonra ufukta eski liman gözüktü.  O da sonraki yazıya kalsın :)

* Başlık, Orhan Veli'nin Açsam Rüzgâra şiirinin son kıtası.